
Lumicle CEO’su Tahir Karabulut, elektrikli araçlarla birlikte şarj molasının yeni bir ticari değer kazandığını söylüyor. Enerji üretimindeki birikimini şarj ağı işletmeciliğine taşıyan Lumicle, İş Ortağım modeliyle yerel yatırımcıların bu dönüşüme katılmasını hedefliyor. Karabulut’a göre geleceğin rekabetini, doğru lokasyonda güvenilir hizmet sunan ve kullanıcının zamanını iyi değerlendiren ağlar belirleyecek.
Bir şarj molasında içilen kahve, yenilen yemek veya yapılan alışveriş, elektrikli mobilitenin çevresinde gelişen ekonominin gündelik hayattaki karşılığı. Sürücünün aracına enerji aldığı süre, çevredeki işletmeler için müşteriyle temas kurma fırsatı yaratıyor. Lumicle CEO’su Tahir Karabulut’un “süre ekonomisi” olarak tanımladığı bu değişim, şirketin hem şarj ağı yatırımlarına hem de iş ortaklığı yaklaşımına yön veriyor.
AGB Grubu bünyesindeki Lumhouse Enerji’nin elektrikli araç şarj markası Lumicle, faaliyetlerini altyapı keşfi ve cihaz kurulumundan yazılım, bakım ve şarj ağı işletmeciliğine uzanan bir yapıda yürütüyor. Şirketin Ağustos 2026’da paylaştığı verilere göre ağ, 16 şehirde ve 66 lokasyonda toplam 243 aktif soketten oluşuyor. Bunların 199’u DC hızlı şarj, 44’ü AC şarj hizmeti veriyor. Grup bünyesindeki hidroelektrik ve güneş enerjisi yatırımları da bu yapılanmanın enerji üretimi tarafını oluşturuyor.
Karabulut, şirketin konumunu şu sözlerle anlatıyor: “Biz de Lumicle’ın geleceğini, yenilenebilir enerji üretimi ile elektrikli mobiliteyi buluşturan bu bütünleşmiş yapı üzerinde görüyoruz.”
Şirketin operasyon verileri de talepteki artışı gösteriyor. Lumicle ağında 2025’in tamamında 124.386 şarj işlemi ve 3,66 milyon kWs enerji tüketimi kaydedilirken, 2026’da 26 Ağustos itibarıyla 155.815 işlem ve 4,75 milyon kWs seviyesine ulaşıldı. Böylece yılın ilk sekiz ayı tamamlanmadan önceki yılın toplam işlem hacmi aşıldı.
Şarj molasının yarattığı ticaret: “süre ekonomisi” başladı
Karabulut’a göre şarj istasyonu seçerken kullanıcıların değerlendirdiği unsurlar çeşitleniyor. Cihazın gücü kadar çalışır durumda olması, sıra bekleme ihtimali, lokasyonun güvenliği ve temel ihtiyaçların karşılanabilmesi de tercihi etkiliyor. Bu nedenle yatırımın başarısı, sürücünün istasyona gelişinden yeniden yola çıkışına kadar yaşadığı deneyimle yakından ilişkili.
Farklı kullanım senaryolarında şarja ayrılan zamanı yeni bir değer alanı olarak gören Karabulut, “Şarjlanma için geçirilen 10 dakika ile bir saat arasındaki süre artık kayıp zaman değil; kullanıcı deneyimi ve lokal ticaret için yeni bir değer alanı. Bu ticaret aynı zamanda yeni bir girişimcilik modelinin kapısını açtı” diyor.
Kafe, market, restoran ve dinlenme alanlarının şarj hizmetiyle birlikte planlanması, sürücünün molasını daha verimli geçirmesini sağlarken işletmelerin müşteri trafiğini de destekleyebiliyor. Karabulut, elektrikli araç talebinin Anadolu’ya yayılmasıyla bu fırsatın daha geniş bir coğrafyada karşılık bulduğunu belirtiyor. Otoparkı ve enerji altyapısı uygun olan işletmeler ile mülk sahipleri de bu gelişmenin içinde yer alabiliyor.
İş Ortağım ile yerel yatırımcıya alan açılıyor
Lumicle’ın İş Ortağım modeli, yerel yatırımcıların kendi lokasyonlarında markanın şarj ağına katılmasını esas alıyor. Lokasyon analizi ve kurulumun yanında yazılım, uzaktan yönetim ve operasyon desteği sunuluyor. Model, otopark, alışveriş merkezi ve akaryakıt istasyonu işletmecileriyle birlikte enerji, otomotiv ve gayrimenkul alanında faaliyet gösteren şirketlere de hitap ediyor. Finansal yeterlilik, saha ve operasyon kabiliyeti ile marka standartlarına uyum, iş ortaklığı yapılanmasının temel kriterleri arasında bulunuyor.
Yenilikçi modelde şarj gelirlerinin yüzde 80’inin doğrudan yatırımcının hesabına aktarılıyor. Yönetim yazılımı, mobil uygulama ve operasyon panelinin yazılım lisans ücreti alınmadan iş ortaklarına sunulması da modelin unsurları arasında. Yatırımcının istasyonların çalışma durumunu, soket doluluğunu, şarj işlemlerini ve gelirlerini tek ekrandan takip edebilmesi amaçlanıyor.
Karabulut, “Bu modelle yatırımcılara kendi lokasyonlarında Lumicle markası altında şarj istasyonu yatırımı yapma ve büyüyen elektrikli mobilite ekosistemine dahil olma imkânı sunuyoruz” diyor. Kullanım yoğunluğu, enerji altyapısı, bakım ve işletme giderleri yatırımın verimliliğinde belirleyici. Şirketin yaklaşımını ise şöyle özetliyor: “Lumicle olarak büyümemizi yalnızca istasyon sayısı üzerinden değil, sürdürülebilir lokasyon ekonomisi ve yüksek kullanım oranı üzerinden planlıyoruz.”
Otoyol yatırımları gelecek talebe hazırlanıyor
Lumicle’ın büyüme stratejisinde şehirlerarası ana ulaşım aksları önemli yer tutuyor. Karabulut, erken dönemde yatırım yaptıkları bazı otoyol lokasyonlarında gerekli enerji ve nakil hatlarını da oluşturduklarını belirtiyor. Otoyol tesislerindeki yapılanmayı şehir içindeki iş, alışveriş ve yaşam alanları tamamlıyor. Önümüzdeki dönemde ise doğu bölgelerindeki yatırımların artırılması ve İpek Yolu güzergâhında yaklaşık her 200 kilometrede bir güçlü şarj noktasıyla konumlanılması hedefleniyor.
Karabulut’un 2030 hazırlığında öne çıkardığı konular, yüksek güçlü DC şarj altyapısı ile bu altyapıyı taşıyacak enerji ve trafo kapasitesi. Highway Hub olarak adlandırılan, yüksek kapasiteli şarjı mola hizmetleriyle birleştiren merkezler de büyüme planında yer alıyor. “Bugünün altyapısı bugünü taşıyor; ancak 2030’u taşımak için şimdiden yatırım yapmak gerekiyor” diyen Karabulut, bu yatırımların gelecekte elektrikli ticari araçlar ve ağır vasıtaların ihtiyaçlarını da karşılayabilecek biçimde geliştirilmesini önemsiyor.
Şarj işlemi kolaylaşırken filoların ağırlığı da artacak
Karabulut, önümüzdeki dönemde kurumsal filoların elektrikli dönüşümde daha fazla ağırlık kazanacağını öngörüyor. Şirketlerin enerji ve bakım giderleriyle birlikte operasyonel verimliliğe odaklanması, şarj hizmetinin kesintisiz sunulmasını daha da önemli hale getiriyor. Enerji depolama ve akıllı enerji yönetiminin mobilite merkezleriyle birlikte düşünülmesi de şirketin gelecek vizyonunda bulunuyor.
Kullanıcı tarafında ise kartlı ödeme, aracın tanındığı Tak-Başlat çözümleri ve farklı şarj ağlarına ortak erişim sağlayan roaming entegrasyonlarının yaygınlaşması bekleniyor. Şarjı başlatmak için gereken adımların azalması, özellikle uzun yolculuklarda hizmete erişimi kolaylaştırabilecek. Karabulut’un rekabete ilişkin beklentisi açık: “Elektrikli araç kullanıcısı artık sadece soket değil; güven, hız ve iyi bir deneyim arıyor.”





