
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin ardından düzenlenen Uluslararası Basın Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hoş geldiniz. NATO Ankara Zirvesi vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan memnuniyet duyuyorum” dedi.
Türkiye’de 22 yıl aradan sonra ikinci, başkent Ankara’da ise ilk defa tertiplenen zirveyi başarıyla tamamladıklarını söyleyen Erdoğan, “Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihî zirve, ortak geleceğimize yön verecektir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askerî kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da atmış bulunuyoruz” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin geçmişte haksızlığa uğradığını belirten Erdoğan, “Soğuk savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere tehditlere karşı mücadele ederken yalnız bırakıldığımız dönemler oldu. Dolayısıyla kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askerî yetenekler ve savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerdeyiz” dedi. Zirvede geçen yıl Lahey’de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durulduğunu ve Genel Sekreter Rutte’nin müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koyduğunu ekledi. Zirveye tüm müttefiklerin lider düzeyinde iştirak etmesini Türkiye’ye duyulan güvenin ve diplomasinin saygınlığının bir ispatı olarak gördüğünü söyleyen Erdoğan, “Başkan Trump da ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Kendisine teşekkür ediyorum” dedi.
“Ortak Fonlara En Fazla Katkı Veren Ülkeler Arasındayız”
Türkiye’nin 1952’den beri İttifak’ın üyesi olduğunu anımsatan Erdoğan, “Biz sadece Kara Kuvvetlerinin tarihi 2 bin 235 yılı geçen şanlı bir milletiz. NATO’ya yalnızca jeostratejik konumumuzu değil, 2 bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık. Türk Silahlı Kuvvetleri, millî güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kudrete sahiptir” diye konuştu.
Hâlihazırda NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ettiklerini ve on yıllardır NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliğinin Türkiye’ye emanet olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu emanete hakkıyla sahip çıktıklarını ifade etti. Türkiye’nin gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduğunu, NATO’nun harekât, misyon ve ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasında yer aldığını belirtti. Yeni dönemde adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını bildiren Erdoğan, Türk F-16’larının ağustos ayından itibaren Estonya’da NATO Hava Polisliği misyonu kapsamında konuşlanacağını, Kosova Gücü (KFOR) komutasını 2026 Eylül sonuna kadar sürdüreceklerini ve 2028-2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvvetine komuta edeceklerini açıkladı. Ayrıca Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi’nin önemine değindi.
Erdoğan, “Gerçek caydırıcılığı üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Ülkemizin savunma sanayisi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Kendi savaş uçağını, tankını, gemilerini üreten, hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. Ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken ihraç ettiğimiz ürünlerle müttefiklerimize destek oluyoruz” dedi. Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimlerinin NATO’yu tamamlayıcı olması ve gereksiz tekrarlara yol açmaması gerektiğini belirterek, AB üyesi olmayan müttefikler dışlandığında bu girişimlerin etkisinin sınırlı kalacağını söyledi. Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerinin kaldırılması hususuna Zirve Bildirisi’nde özel olarak vurgu yapılmasını sağladıklarını ifade eden Erdoğan, “NATO birbirine bağımlı ülkelerin değil birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır” dedi. Zirve kapsamında “Ankara Stratejisi”nin de kabul edildiğini hatırlattı.
Terörle Mücadele ve Bölgesel Krizler
Terörizmin NATO’ya yönelik iki ana tehditten biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini vurguladı. Ukrayna’daki savaşa da değinen Erdoğan, “Savaş, her ay on binlerce zayiat verilen bir kıyım makinesine dönüşmüştür. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları, Türkiye’de yeniden bir araya getirmeye hazırız” çağrısını yineledi.
Orta Doğu’daki gelişmeleri de değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, İslamabad Mutabakatı’nı memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Lübnan ve Gazze’deki duruma dikkat çekerek, “Bir tarafta barış umutları yeşermekteyken öte tarafta Lübnan’a yönelik saldırılar hâlen durmuyor. Şehirler yıkılıyor, Lübnan toprakları adım adım gasbediliyor. Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze’de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor. Kendi güvenliğini bölgenin istikrarsızlığında gören savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemelidir. Bölgemizin yeni bir çatışmaya tahammülü yok” dedi.
Zirve marjında ABD Başkanı Trump başta olmak üzere Bulgaristan, Kanada, Finlandiya, Fransa, İtalya, Almanya ve Birleşik Krallık liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini belirten Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın da Ankara’da olduğunu anımsattı. Önümüzdeki yıl Türkiye’nin NATO üyeliğinin 75’inci yıl dönümü olduğunu belirterek zirve organizasyonunda emeği geçenleri tebrik etti. Ayrıca Türkiye’nin 2026 yılı bitmeden Ankara’da Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi’ni ve Antalya’da COP 31 İklim Zirvesi’ni tertipleyeceğini müjdeledi.
Basın Mensuplarının Soruları ve Yanıtlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
- F-35 Süreci ve Netanyahu-Miçotakis Açıklamaları: İsrail ve Yunanistan başbakanlarının Türkiye’ye F-35 satılmasını istemedikleri yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis’in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Biz komşumuzun aldığı savunma araçlarına ‘niçin alıyorsun’ dedik mi? Hayır. Türkiye ise bunları zaten üretiyor ve alma hakkına da sahiptir” yanıtını verdi. Trump’ın S-400 ve F-35 konusundaki sözlerine ilişkin soruya ise “Bizi izlemeye devam edin” karşılığını verdi. F-35’lerin teslimi gerçekleştiğinde tüm dünyanın Amerika’nın sözünü tuttuğunu göreceğini ekledi.
- Çelik Kubbe Projesi: Projenin NATO’nun bölgedeki en güçlü bilek güreşi olduğunu belirten Erdoğan, “Türkiye her geçen gün mesafe alıyor. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var” dedi.
- Ege Denizi ve Deniz Yetki Alanları: Miçotakis’in sorunları çözme açıklamasını paylaştığını belirten Erdoğan, “İnşallah Dışişleri Bakanlarımız, daha sonra gerekirse biz masaya otururuz. O suların sorununu çözmek birinci derecede liderlerin görevidir” dedi. Ayrıca ‘casus belli’ konusuyla milleti oyalamaya gerek olmadığını, Yunan dostlarına “gelin konuşalım” dediklerini belirtti ve Mavi Vatan kavramının kara sularında kullanılmaya devam edeceğini vurguladı.
- Yaptırımlar ve KAAN Motoru: Trump’ın yaptırımları kaldırma açıklamasına değinen Erdoğan, “Şu anda Amerika’nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Büyük oranda kalkmış vaziyette. Bakanlarımız da bunu bizzat yaşıyor. Herhangi bir sıkıntı anında Sayın Trump 24 saat içerisinde bize döner” dedi. KAAN’ın F110 motoru tedariki konusunda da Trump ile görüştüğünü ve olumlu bir yaklaşım sergilediğini, bir sıkıntı olmayacağını ifade etti. ABD ile savunma sanayiinde gemi inşa, fırkateyn, korvet veya denizaltı gibi alanlarda müşterek çalışmalar yürütülebileceğini belirtti.
- Terörsüz Türkiye Süreci: Türkiye’nin demokrasi ve savunmada geldiği noktaya dair, “Terörsüz Türkiye sürecini hükûmetimiz başardı. Artık Doğu ve Güneydoğu’da çobanlarımız, yavrularımız yaylada rahatça sürülerini otlatıyor, nehirlerde yüzebiliyor. Bölgede mitinglerimizi en geniş anlamda yapabiliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
- Hürmüz Boğazı ve AB Süreci: Hürmüz Boğazı’nın bir savaş gölüne dönüşmesini istemediklerini söyleyen Erdoğan, AB üyeliği süreci için de “Liderlerle bu konuları görüşüyoruz. Türkiye’ye 53 yıllık bir beklenti bir zulümdür, artık bu zulümden Türkiye’yi kurtarın diyeceğiz. Temenni ederim ki artık kapıyı aralarlar” dedi.









